20 Mart 2010 Cumartesi

Seyahat Eden Bir Kimse Aslında Kilometreleri Beyninde Kateder


Madde dediğimiz herşey (kendi bedenimiz, etrafımızdaki cisimler, üzerine bastığımız zemin, Güneş, gezegenler, yıldızlar vs.) aslında birer algıdır. Örneğin gökyüzüne baktığınızda Güneş'i kendinizden çok uzaklarda görürsünüz. Oysa Güneş sizin için kapkaranlık kafatasınızın içinde oluşan bir görüntüden başka birşey değildir. Aynı şekilde bizden milyonlarca kilometre uzakta sandığımız gezegenler de, beynimizdeki görüntü merkezinde yer alan, yani bizim "uzağımızda" değil aksine "içimizde" var olan algılardır.

Gerçeğe Çağrı (Total Recall) adlı bu filmde de bir tatil şirketi, yapay olarak verilen sinyallerle insanlara gerçeğinden farksız anılar yaşatmaktadır. Kişiler zihinlerine yüklenen bilgilerle, çok uzak mekanları oradalarmış gibi gerçekçi görebilmekte, buralarda tatil yaptıkları hissine kapılabilmektedirler.

Aşağıdaki satırlarda ve görüntüde Recall adındaki bu tatil şirketinin televizyon tanıtımı yer almaktadır:
Reklam : Buzdağı kadar işiniz olmasına rağmen, Antartika'da kayak yapmak istemediniz mi? Parasız olmanıza rağmen denizaltında tatil yapmayı arzulamadınız mı? Merdivenleri çıkamadığınız halde Mars'ın dağlarına çıkmayı her zaman istemediniz mi? O zaman RECALL'a gelin, bizde hayal ettiğiniz tatili satın alabilirsiniz, hem gerçekten daha ucuz, hem de daha iyi. Hayatınızı boş yere harcamayın, RECALL'ı arayın ve size ömür boyu unutamayacağınız bir hatıra verelim.
Douglas Quaid, bu reklamı izledikten sonra, en büyük hayali olan Mars'a gitmenin nasıl mümkün olacağını öğrenmek üzere, "Recall" şirketinden Bob McClane adındaki bir yetkili ile görüşme yapar. Filmden yapılan aşağıdaki alıntılarda ise söz konusu sanal tatilin nasıl olacağı ile ilgili detaylar kararlaştırılmaktadır:
Mr. McClane : O zaman Mars olsun. Bir dakika lütfen... Mars turu ekstralar hariç size 899'a mal olur. Bu detaylarıyla birlikte, iki haftalık bir hatırayı içeriyor...
Douglas Quaid : İki haftalık tur neler içeriyor?
Mr. McClane : Önce şunu bilin: RECALL'da sadece birinci sınıf hatıraları alabilirsiniz. Uzay aracında tek kabin, Hilton'da lüks oda, tüm görülmeye değer yerler, Mount Pyramid, büyük kanallar...
Douglas Quaid : Ne kadar gerçek oluyor?

Mr. McClane : Aklınızdaki her hatıra gibi.
Douglas Quaid : Saçmalamayın.
Mr. McClane : Hayır gerçekten! Beyniniz hiçbir fark bulmayacak.Kesinlikle!
Douglas Quaid, Mars'taki ortama ait detayların yanı sıra kendi kimliği ile ilgili bilgileri de seçebilmektedir. Böyle bir imkanı olduğunu öğrenen filmin kahramanı, Mars'ta geçireceği süre boyunca gizli bir ajan görevinde olmayı ister.

Dr. Lull : Uzaylı şeyler de istiyor musunuz?
Douglas Quaid : Tabii ki neden olmasın... Mars beni her zaman için etkilemiştir.
Asistan : Biz hazırız.
Dr. Lull : O halde rüya ülkesine gidelim.
Douglas Quaid'in makineye bağlanışı ile ilgili görüntüler.
  

Filmde de bir örneğini gördüğümüz gibi, rüya ya da yapay sinyallerle oluşturulan ortamlarla, gerçek hayattaki mekanlar arasında teknik açıdan bir fark yoktur. Her ikisinde de tüm gördüklerimizi beynimizde görürüz. Bizim çok uzak sandığımız gezegenler, çok büyük sandığımız dünya, aslında beynimizin içine sığdırılmış bir algılar bütünüdür. Bu konu ile paralel kitaplarımızdan alıntı yaptığımız birkaç örnek şöyledir:
  •  Üzerinde düşünülmesi gereken ayrı bir nokta da uzaklık hissidir. Uzaklık, örneğin bu kitapla aranızdaki mesafe, sadece beyninizde meydana gelen bir boşluk hissidir. Bir insanın kendisinden çok uzakta sandığı maddeler de aslında beyninin içindedir. Örneğin insan göğe bakıp yıldızları seyreder ve bunların milyonlarca ışık yılı uzakta olduklarını sanır. Oysa yıldızlar onun içinde, beynindeki görüntü merkezindedirler. (Evrim Aldatmacası, II. Baskı, s. 204-205)

  • … hayatımız boyunca yaşadığımız, gördüğümüz, hissettiğimiz herşey beynimizde meydana gelmektedir. Örneğin, koltuğunda oturarak camdan dışarıyı seyreden bir insan, koltuğun sertliğini, döşemesinin kayganlığını beyninde hisseder. Mutfaktan gelen kahve kokusu gerçekte mutfakta, yani uzağında değil, beyninin içindedir. Camdan gördüğü deniz manzarası, kuşlar, ağaçlar ise yine beyninde oluşan görüntülerdir. Kendisine kahve ikram eden dostu ve kahvenin güzel tadı da yine beyninde oluşur. Kısacası, evinin salonunda oturduğunu ve camdan dışarıyı seyrettiğini zanneden bir insan gerçekte, beyninin içindeki ekrandan salonunu, camdan görünen manzarayı izlemektedir. İşte insan, beynindeki ekranda izlediği, anlamlı şekilde biraraya getirilen algılarının tamamına "yaşamım" der ve hiçbir zaman beyninin dışına çıkamaz. (Hayalin Diğer Adı: Madde, s. 43)