Gece gördüğümüz rüyadaki görüntülerle, uyanınca görmeye devam ettiğimiz görüntüler arasında bilimsel olarak da, mantıksal olarak da bir fark yoktur. Rüyayı görürken birisi rüyamıza girse ve bize "korkma, bir rüya görüyorsun, bunların hiçbiri gerçek değil, şu anda yatağında yatıyorsun, beyninin içindeki şeyleri seyrediyorsun" diyecek olsa, yaşadığımız gerçekçi hislerden ötürü ona hiçbir şekilde inanmak istemeyiz.
Filmde de bunun benzeri bir örnek yaşanmaktadır. "Recall" adındaki sanal tatil şirketinde danışman olduğunu söyleyen bir adam, Mars'ta otel odasında bulunan Douglas Quaid'in ziyaretine gelir ve ona yaşadıklarının hiçbirinin gerçek olmadığını anlatır. Quaid'in hala Recall şirketinde olduğunu ve kendisinin de programın bir parçası olduğunu, gerçekte orada bulunmadığını söyler. Ancak Douglas Quaid yaşadıklarının gerçek olduğuna öylesine inanmıştır ki, bunların hayal olabileceğine ihtimal vermemektedir. Aralarında geçen konuşmalar şöyledir:
Douglas Quaid : Ne istiyorsunuz?
Görevli : Sizin için anlaşılması zor olacak. Maalesef size söylemem gereken bir şey var siz gerçekte burada bulunmuyorsunuz.
Douglas Quaid : Az daha inanacaktım.
Görevli : Ciddi diyorum. Siz burada değilsiniz ve ben de değilim.
Douglas Quaid : İnanılmaz birşey... (adamın omzunu sıkıyor imalı gülerek) Neredeyiz biz?
Görevli : Recall'da. İmplantasyon sandalyesine bağlısınız. Ve ben sizi gözetim altında tutuyorum.
Douglas Quaid : Şimdi rüya mı bu yani. Bu da bana sattığınız o harika tatil.
Görevli : Tam değil. Yaşadığımız herşey hatıra bantlarına dayanan bir hayal. Ama siz her an birşeyler daha icat ediyorsunuz.
Douglas Quaid : Peki benim hayalimde siz ne arıyorsunuz?
Görevli : Ben tehlikeli durumlar için aktarıldım... Sizi rüyanızdan çıkartmak zor. Ben konuşmakla denemek istiyorum.
Douglas Quaid : Cohageen bunun için size ne ödüyor?
Görevli : Bir düşünsenize: Rüyanız aktarım sırasında başladı. Mars'a seyahat, Hilton'daki suit. Bunların hepsi Recall-Ego turunun unsurları. Bilakis kendiniz ajan rolünü seçtiniz.
Douglas Quaid : Saçmalık. Herşey tesadüf.
Görevli : .... (Mars'ta arkadaşı olmasını istediği kişinin nasıl olacağını kendisi seçmişti. Teknik görevli bu seçimini kendisine hatırlatır.)
Douglas Quaid : O hakiki. Recall'a gitmeden önce onun rüyasını gördüm.
Görevli : Bay Quaid, neler söylüyorsunuz? Onun rüyasını gördüğünüz için mi gerçek?
Douglas Quaid : Evet.
- ... rüyasında maddenin aslı ile muhatap olduğunu iddia eden bir kişi kendinden son derece emin olabilir. Kendisine "maddenin hayal olduğunu", "dış dünyanın aslıyla muhatap olmanın mümkün olmadığını"anlatan arkadaşının omzuna elini koyarak "Şimdi ben bir hayal miyim? Sen elimi omzunda hissetmiyor musun? O zaman nasıl hayal olabiliyorsun? Nereden çıkarıyorsun bu iddiaları? Gel seninle bir Boğaz turu yapalım, hem bu konuyu konuşuruz, bir de böyle bir konuya neden inanıyorsun bana anlatırsın" diyebilir. Derinleşen uykusunda gördüğü bu rüya o kadar nettir ki, keyifle arabanın kontağını açıp motora yavaş yavaş gaz verir ve sonra aniden pedala basıp arabayı adeta sıçratır. Yolda hızla giderken ağaçlar ve yol çizgileri süratten adeta blok bir görüntü oluşturur. Bir yandan da temiz Boğaz havasını alır.
Tam arkadaşına itiraz etmeye, o anda yaşadıklarının hayal olmadığını anlatmaya hazırlanırken saatinin ziliyle uyanır. Ancak ne ilginçtir ki, rüyasında gördüklerinin hayal olduğuna itiraz eden bu insan, uyanıkken de gördüklerinin zihninde oluşan kopya görüntüler olduğunu anlatan bir arkadaşı yanında olsa, ona da aynı şekilde itiraz edecektir. (Hayalin Diğer Adı: Madde, s. 61) - Bazı insanlar ise, görüntünün beyinlerinde oluştuğunu kabul etmekte ancak, gördükleri görüntünün asıllarının dışarıda olduğunu iddia etmektedirler. Oysa, bu hiçbir zaman ispatlayamayacakları bir iddiadır. Çünkü bugüne kadar hiçbir insan, beyninin dışındaki algılarının dışına çıkamamıştır.Her insan, beynindeki hücresinin içinde yaşamaktadır ve algılarının kendisine gösterdikleri dışında hiçbir şey yaşayamaz. Dolayısıyla algılarının dışındaki dünyada, neler olduğunu hiçbir zaman bilemez...
İnsan her zaman yine beyninde oluşan hayal ile muhatap olacaktır. Dolayısıyla insanlar, "maddesel karşılıklara" hiçbir zaman ulaşamayacaklardır.
… teknolojinin veya bilimin ilerlemesi de bu konuda herhangi bir değişikliğe sebep olamaz. Çünkü her bilimsel bulgu veya teknolojik buluş yine insanların beyinlerinde oluşacaktır, dolayısıyla bu yöntemle de dış dünyaya ulaşmak mümkün olamayacaktır. (Hayalin Diğer Adı: Madde, s. 46)