Teknolojinin gelişmiş olduğu ülkelerde eğlenceye ve eğitime yönelik, üç boyutlu görüntü oluşturan ve hayali bir ortamda gerçek hayat yaşadıkları etkisi veren bilgisayar programları kullanılmaktadır. |
Bilgisayarlarla, simülatörlerle üç boyutlu ve gerçekçi görüntüler yapıp hiç olmayan bir ortamı insanlara yaşatmak günümüzde sıradan bir olay haline gelmiş durumdadır. Teknolojinin çok gelişmiş olduğu ülkelerde eğlenceye ve eğitime yönelik birçok araç yapılmaktadır. Bunların büyük bir kısmında insan beyninde üç boyutlu görüntü oluşturan bilgisayar programları kullanılmaktadır. Bu tekniğin kullanılmasındaki asıl amaç ise beş duyuyu etkileyerek oynayanlara hayali bir ortamda gerçek hayat yaşadıkları etkisi vermektir.
NASA'daki astronotlardan mimarlara, pilotlardan mühendislere kadar birçok meslekte eğitim, simülasyon denilen üç boyutlu görüntülerle yapılmaktadır. Örneğin bu simülasyonlarla yapılan uçuş eğitimindeki bir pilot gerçek hava koşullarıyla bilgisayarın ona yaşattığı hayali hava koşullarını ayırt edememektedir. Seyrettiğimiz yabancı bilim kurgu filmlerinin büyük bir kısmında da insan hayatının görüntülerden oluşması ve beyinde oluşturulan sanal dünyalarla olan benzerliği konu alınmaktadır. Bu filmde de eğlence amaçlı bu tekniğin geliştirilmiş şekli uygulanmaktadır. Sanal tatil yapmak isteyenler, istedikleri yerde, istedikleri kişilerle istedikleri kadar süreyle tatil yaptıkları hissini yaşama imkanına sahiptirler.
Simülasyonlarla yapılan uçuş eğitimindeki bir pilot gerçek hava koşullarıyla bilgisayarın ona yaşattığı hayali hava koşullarını ayırt edememektedir. Uçak simülasyonunun içindeki bu kişi, sanal bir ortamda olduğunu bilmesine rağmen kendisini yerden havalanıyor ya da uçağa yön veriyor gibi hissedebilir. |
Dr. Lull : Bu bir hafıza donmasıdır!
Douglas Quaid : Öldürecekler.
Mr. McClane : Ne diyor bu? Bilmiyorum!
Douglas Quaid : Benim ismim Quaid değil.
Dr. Lull : ... Bakın, sabahtan beri Mars'tan bahsetti. Gerçekten oradaydı!
Mr. McClane : ... Ego turundaki ajan rolünü yaşıyor!
Hafızasına yüklenen bilgiler doğrultusunda yaşadıklarını gerçek zanneden Douglas Quaid'in durumu son derece düşündürücüdür. Hiçbir gerçekliği olmayan sanal bir dünyayı gerçek zannederek yaşaması, günümüzde de maddenin aslı ile muhatap olduğunu düşünerek, bu maddi dünyaya hırsla bağlananların durumuna benzemektedir. Halbuki kimse zihnindeki kopya görüntülerden, kopya algılardan yola çıkarak dışarıda maddesel bir dünya olduğunu ve yaşadıklarının gerçek olduğunu ispatlayamaz. Bu konu ile ilgili kitaplarımızdan alıntı yapabileceğimiz izahlardan birkaçı şöyledir:
- … şu anda başınızı kaldırıp içinde bulunduğunuz odaya baktığınızda gördüğünüz, sizin dışınızdaki oda değildir. Siz odanın, beyninizin içinde oluşan kopya görüntüsünü görürsünüz. Ve hiçbir zaman bu odanın aslını duyularınız aracılığı ile görmenize imkan yoktur. (Hayalin Diğer Adı: Madde, s. 22)
- … bu gerçek, bir felsefe veya herhangi bir fikir değildir. Aksine bugün modern bilimin kesin olarak ispatladığı ve inkarı kesinlikle mümkün olmayan teknik bir gerçektir. Bugün tıp, biyoloji, fizik, nöroloji, beyin ve ilgili tüm alanlarda uzman olan hangi bilim adamına "biz dünyayı nasıl ve nerede görüyoruz?" diye sorulsa, verdikleri tek cevap vardır: tüm dünyayı beynimizdeki görme merkezinde görürüz. (Hayalin Diğer Adı: Madde, s. 8